Gülme Krizine Sokan En Komik Fıkralar

Galeri 1 2 31. Resim

Kimisi gerçek kimisi uydurma da olsa komik fıkralar bizi her zaman güldürmeyi başarır.

Hele ki fıkra anlatmayı iyi bilen birinden dinlenen fıkralar oldukça eğlenceli vakitler geçirmemizi sağlar.

İster okuyup gülmek için isterse de öğrenip başkalarına anlatmak için internet aleminde ulaşabileceğiniz temel fıkraları dahil en komik fıkraları sizin için bulup bir araya getirdim.

Açıkçası gülmediğim hiçbir fıkraya bu galeride yer vermedim. Umarım siz de gülüp eğlenceli vakit geçirirsiniz.

İşte sizin için derlediğim en komik fıkralar

1. İleri Teknoloji


Babası çocuğuna güzel bir iş kurmak için paçaları sıvamış.
Ancak oğlu salak olduğu içinhiç bir işi beceremiyormuş.
Babası ona ne iş bulduysa hepsini eline yüzüne bulaştırıp berbat etmiş.
En sonunda babası tam otomatik bir sosis fabrikası kurdurmuş.
Çocuğunu elinden tutup bari iş öğrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinesinin başına götürmüş.
“Bak oğlum” demiş. “Buradan öküzü yolluyorsun, diğer taraftan sosis olarak çıkıyor.
Bu kadar basit işte, anladın mı?”
Çocuk babasının yüzüne salak salak bakıp “Peki baba, buradan sosisi koysak öteki taraftan öküz olarak çıkar mı?” diye merakla sorunca, babası hemen cevaplamış:
“Maalesef evladım, o teknoloji bir tek senin ananda var.”

2. Nur Yüzlü Dede


Bir adam uçağıyla Afrika’nın üzerinde gezerken birden uçağı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer.
Adam ne yapayım diye düşünürken bir Afrika kabilesinin ona doğru yaklaştığını görür.
Adam içinden “Boku yedik” der. O anda nur yüzlü dedenin sesini duyar:
– Hayır evladım boku yemedin.
– Peki şimdi ne yapmam gerek?
– Şuradaki mızrağı görüyor musun?
– Evet…
– Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır.
Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır. Bunun üzerine nur yüzlü dede:
– Evet evladım, işte şimdi boku yedin.

3. Mantıklı Rahibe


İki rahibe varmış, biri matematikçi diğeri mantıklı… Bunlar bir akşam karanlıkta kiliseye dönerken matematikçi rahibe mantıklıya dönerek:
“Yaklaşık 20 dakikadır bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklaşıyor. Şu andaki mesafe 50 metre.” der.
Bunun üzerine mantıklı rahibe bunun tek mantıklı açıklaması olabileceğini ve adamın kendilerine tecavüz edeceğini ve daha hızlı yürümeleri gerektiğini söyler.
Rahibeler daha hızlı yürümeye başlarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
– Adam da hızlandı ve aradaki mesafeyi kapatıyor. Şu anda 30 metre arkamızda!
Mantıklı rahibe:
– O zaman mantık olarak koşmamız gerekir.
Rahibeler koşmaya başlar ve 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
– O da koşuyor ve arayı kapatıyor. Şu anda mesafe 10 metre.
Mantıklı rahibe:
– O zaman mantık olrak bizi yakalayacak. Birimiz sağa, diğerimiz sola saparak kiliseye ulaşmaya çalışalım, en azından birimiz kurtulur.
Bunun üzerine matematikçi sağa, mantıklı sola doğru koşmaya başlar.
Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulaşır ve telaş içinde beklemeye başlar. Biraz sonra da mantıklı rahibe gelir. Matematikçi sorar:
– Ne oldu, ne yaptın?
– Adam beni takip etti. Artık mesafe üç beş adıma kadar düşmüştü, mantık olarak daha fazla koşmanın anlamı yoktu.
– Eeee…
– mantık olarak ben durdum, adam da durdu.
– Sonra…
– Mantık olrak ben eteğimi kaldırdım, o da pantolonunu indirdi.
– Peki daha sonra…
– Daha sonra ne olacak, eteğini kaldırmış bir rahibe pantolonunu indirmiş bir adamdan daha hızlı koşar.

4. Türk Kadını


Amerikan delegesi hanımefendi kürsüye gelmiş.
“Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. Eve gider gitmez kocama: ‘Bundan sonra temiz çamaşır istersen kendi çamaşırını kendin yıka. İşte makine orada!’ dedim. İlk gün bir şey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor.”
Ardından Alman delegesi söz almış.
“Ben de kararımız gereğince kocama: ‘Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulaşını kendin yıka’ dedim. Birinci gün bir şey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün baktım, makinenin başında sadece kendi bulaşığını değil, benimkileri de yıkıyor.”
Ve sıra Türk delegesine gelmiş.
“Türkiye’ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona: ‘Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte mutfak orada!’ dedim. Birinci gün bir şey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım.”

5. Yarım Kivi


Adamın biri süper marketin manav bölümünde satış elemanını ikna etmeye çalışmaktadır:
– Kivi alacağım ama yarım kivi istiyorum.
– Saçmalamayın beyefendi yarım kivi mi olurmuş?!
– Yok ben hepsini yiyemem, ben yarım kivi istiyorum.
Olurdu olmazdı tartışmasına girerler ve sonunda satış elemanı, “Ben içeride müdüre sorayım, kivinin yarısını satabilir miyiz diye.” deyip adamın yanından ayrılır. Müdüre olayı anlatmaya koyulur. “Müdür bey, salağın biri geldi, yarım kivi istiyor, ne diyeyim?”
Lafını bitirir bitirmez arkasında müşteriyi görür ve bozuntuya vermeden konuşmasına devam eder:
– Bu beyefendi de diğer yarısını istiyor.

6. İran Halısı


Kadının biri pahalı halılar satan bir dükkana girer. Ve ilk bakışta çok beğendiği bir İran halısına doğru yönelir. halıya daha yakından bakmak üzere yere doğru eğildiğinde istemeyerek sesli bir şekilde gaz kaçırınca çok utanır ve hemen kimse duydu mu diye etrafına bakınır.
Arkasında duran satıcıyı görünce konuyu unutturmak için aceleyle satıcıya, “Bu İran halısı kaç para?” diye sorar.
Satıcı gayet pişkin bir şekilde cevap verir:
– Hanımefendi, halıya sadece bakmakla osurduğunuza göre, fiyatını duysanız sıçarsınız!

7. 3000 Dolar


Adam New York’ta lüks bir randevu evinin kapısını çalar:
– Merhaba, Samantha ile görüşmek istiyorum.
– Bir dakika efendim.
Adamı içeri alırlar. Bir süre sonra çok güzel bir kadın merdivenlerden iner:
– Beni aramışsınız.
– Evet, geceyi seninle geçirmek istiyorum.
– Tamam ama benim tarifem biraz pahalıdır. Geceliği 1000 dolar.
– Parası önemli değil. geceyi seninle geçirmek istiyorum.
Beraber yukarı çıkarlar. Geceyi birlikte geçirirler. Ertesi gün adam yine randevu evine gelir.
Samantha ile görüşmek istiyorum.
– Beyefendi başka kızlarımız da var.
– Umurumda değil, Samantha ile görüşeceğim.
Samantha gelir:
– Yine mi sen!
– Evet, geceyi seninle geçirmek istiyorum.
– Yalnız fiyatımı hatırlıyorsun değil mi? 1000 dolar.
– Hiç önemli değil. Ben geceyi seninle geçireceğim.
Birlikte yukarı çıkarlar. O geceyi de beraber geçirirler.
Ertesi gün aynı adam, aynı randevu evi…
– Merhaba, Samantha ile görüşmek istiyorum.
Samantha aşağı iner:
– Tanrım, yine mi! Bak, devamlı müşterilere indirim falan yapmıyorum. Fiyatım aynı, 1000 dolar.
– Önemli değil. Ben geceyi seninle geçirmek istiyorum.
Yine yukarı çıkarlar. İşlerini bitirdikten sonra Samantha:
– Benden bu kadar hoşlanman çok güzel ama nalayamıyorum. 3 gece üst üste bana 1000 dolar ödedin. Nerelisin sen?
– Tel Aviv…
– Tel Aviv mi? benim kız kardeşim de Tel Aviv’de yaşıyor.
– Biliyorum, sana getirmem için bana 3000 dolar vermişti.

8. Sıra


Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder. Önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir başka tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına gider.
Kafilenin başındaki adam kuşkusuz cenazenin sahibidir, yanına yaklaşır ve sorar:
– Beyefendi, ölenler neyiniz oluyor acaba?
Adam yanıtlar:
– Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
– Vah vah başınız sağolsun. Nasıl oldu?
– Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş, onu da öldürmüş.
Adam biraz düşündükten sonra sorar:
– Beyefendi köpeğinizi alabilir miyim?
– Sıraya geç!..

9. Topal Eşek


Bir zenci pazarda topal bir eşek satıyormuş. Japonun biri eşeği incelemiş. Sağına soluna, ayağına, dişine bakmış ve basmış parayı eşeği satın almış.
Komşuları, “Yahu topal eşeğe bu kadar para verilir mi, amma dolandırıldın be!” diyerek üzerine varınca Japon: “Bakmayın eşeğin topal olduğuna, hayvanın ayağına çivi batmış, çiviyi çıkardım mı haftasına varmaz eşek düzelecek.” demiş.
Komşular durur mu, doğru zenciye gidip, “Ya ne yaptın sen, eşek topal diye ucuza kaptırdın, meğer eşeğin ayağında çivi varmış, eşek onun için topalmış.” deyince, zenci: “Ne diyorsunuz be! Hayvan zaten topal, o çiviyi ben çaktım!” der.
Komşular tekrar Japona gidip, “Kazığı sen yemişsin, eşek zaten topalmış satılırken anlaşılmasın diye ayağına çiviyi zenci çakmış.” deyince bir an düşünen Japon: “Vay zenci vay!.. Verdiğimiz para da sahte olmasa herif bizi dolandıracaktı.” der.

10. Kraliçe Elizabeth


Temel bir gün İstanbul’a gelmiş. Yarım saat boyunca top atışları duymuş. Yoldan geçen adama sormuş:
– Yarım saattir top atışları duyayrum, ne oliyi?
– Kraliçe Elizabeth İstanbul’a geldi de, onun için top atışı yapıyorlar.
Temel neyse deyip devam etmiş yoluna. Ama yarım saat daha geçmesine rağmen top atışları durmayınca kendi kendine söylenmiş:
– Ula yarım saattir bi kariyu vuramadılar.